Kayıtlar

Atatürk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

ATATÜRK VE MUĞLA

Resim
ATATÜRK VE MUĞLA Muğla ile Mustafa Kemal Atatürk arasındaki bağ, Cumhuriyet’in ilanından çok önce, Millî Mücadele yıllarında kurulmuştu. Muğla, 1919’da Sivas Kongresi sürecinde Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği bağlılık telgrafıyla Millî Mücadele’nin yanında olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Bu telgrafa Mustafa Kemal Paşa’nın verdiği olumlu cevap, Muğla ile Ankara arasındaki bağın ilk önemli halkalarından biri oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Diyarbakır’daki görevinden tanıdığı Genç Mutasarrıf Serficeli Hilmi Bey’in 1919 yılında Menteşe Mutasarrıfı olarak görev yapması ve Sivas Kongresi’ne Menteşe’yi temsilen katılması da bu ilişkinin başka bir önemli boyutuydu. Millî Mücadele yıllarında Muğlalı aydınların, milletvekillerinin ve yerel yöneticilerin Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer almasıyla bu bağ daha da güçlendi. Atatürk'ün Fethiye ve Marmaris Ziyaretleri Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde Anadolu’nun pek çok yerini ziyaret etti. Ancak dönemin ulaşım şartları nedeniyle bazı merkezle...

Almanlar Bizi Kıskanıyor

Resim
Almanlar Bizi Kıskanıyor Bugün daha çok ekonomik bir başarı iddiasının alaycı sloganı olarak kullanılan “Almanlar bizi kıskanıyor” sözü, aslında tarihsel bir başka anlam üzerinden ilginç bir karşılığa sahip. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Almanya ile Osmanlı Devleti birbirine benzer bir yenilgi ve dayatma süreciyle karşı karşıya kaldı. Ancak iki ülkenin savaş sonrasındaki kaderi aynı olmadı. Almanya, 1919'da Versay Antlaşması 'nı kabul etmek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti ise 1920'de önüne konulan Sevr Antlaşması'nı Anadolu'daki Millî Mücadele sayesinde hayata geçirmedi. İşte bu fark, savaşın ardından özellikle Alman askerî çevrelerinde dikkat çekici bir ilgi ve hayranlık doğurdu. Çünkü Almanların önemli bir bölümü için mesele yalnızca Türklerin savaş kazanması değildi. Birinci Dünya Savaşı'nın yenilgisinden sonra Alman toplumunda ağır bir aşağılanma ve güç kaybı duygusu yaşanırken, eski savaş müttefikleri olan Türklerin işgale karşı yeniden örgütlenip ...

İzmir’de Dinleniriz Paşam!

Resim
  “İzmir’de Dinleniriz Paşam!” İzmir’in kurtuluşu yalnızca Türk ordusunun kazandığı büyük bir askerî zaferin sonucu değildi. O zaferin arkasında, yıllardır işgal altında yaşayan insanların özlemi, askerlerin fedakârlığı ve İzmir’e bir an önce ulaşma arzusu vardı. Bununla ilgili anlatılan bir olay, o günlerin ruhunu çok güzel anlatır. Mustafa Kemal Paşa, İzmir’e doğru ilerleyen birliklerin yorgun olduğunu görünce askerlerin dinlenmesini ister. Fakat askerlerin cevabı kısa ve anlamlıdır: “İzmir’de dinleniriz Paşam!” Yorgunluklarına rağmen yollarına devam ederler. Piyadeler ile süvarilerin İzmir’e neredeyse aynı zamanda ulaşması, Celal Nuri Bey’in de dikkatini çeker. Mustafa Kemal Paşa’ya bunun nasıl mümkün olduğunu sorar. Mustafa Kemal Paşa ise askerlerin bu sözünü anlatır: “Onlara dinlenmelerini söyledim. ‘İzmir’de dinleniriz Paşam!’ dediler ve koştular.” Not Adnycl; Burada özellikle vurgulanması gereken bir nokta var. Yunan ordusu yenilerek İzmir’e doğru geri çekilirken, geçtiği kö...

Yahya Kaptan'ın hikâyesi

Resim
  2. Yahya Kaptan'ın hikâyesi Nutuk'ta beni en çok etkileyen ikinci olaylardan biri de Yahya Kaptan'ın öldürülmesidir. Çünkü bu kez karşımızda düşman ordusu yok. Karşımızda, işgal altındaki İstanbul'a rağmen Anadolu'daki Millî Mücadele'ye destek veren bir vatansever var. Yahya Kaptan, Kocaeli bölgesinde Kuva-yı Milliye'nin önemli isimlerinden biriydi. Mustafa Kemal Paşa onu tanıyor, kendisine güveniyor ve özellikle İstanbul'a yakın olan bu bölgede Millî Mücadele'nin güvenliği açısından önemli bir görev üstlenmesini istiyordu. Yahya Kaptan'ın bulunduğu bölge, İstanbul ile Anadolu arasındaki geçiş yolları açısından da önemliydi. Fakat bir süre sonra İstanbul'dan onun aleyhinde haberler gelmeye başladı. Yahya Kaptan'ın eşkıyalık yaptığı, halka zulmettiği, çeşitli suçlara karıştığı yönünde ihbarlar ve şikâyetler ortaya atıldı. Mustafa Kemal Paşa ise kendisine ulaşan bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını düşünüyor ve olayın araştırılmasını isti...

İstanbul'un işgali ve son telgraf

Resim
  1. İstanbul'un işgali ve son telgraf Nutuk'ta beni en çok etkileyen olaylardan biri, İstanbul'un 16 Mart 1920'de resmen işgal edildiği gün yaşananlardır. O sabah İngilizler Şehzadebaşı'ndaki Muzıka Karakolu'nu bastılar. Karşı koyan Türk askerleriyle çatışma çıktı; askerlerimizden şehit ve yaralılar oldu. Ardından İngiliz birlikleri İstanbul'daki önemli devlet kurumlarını birer birer işgal etmeye başladı. Harbiye Nezareti, Bahriye Nezareti, telgraf merkezleri... İşgal kuvvetlerinin amacı yalnızca İstanbul'u askerî olarak kontrol altına almak değildi. Haberleşmeyi de kesmek istiyorlardı. Çünkü İstanbul ile Anadolu arasındaki telgraf bağlantısı kesilirse Ankara, İstanbul'da olup bitenlerden haberdar olamayacaktı. Tam bu sırada İstanbul Merkez Telgrafhanesi'nde görev yapan Manastırlı Hamdi Efendi ortaya çıkıyor. Saat 10.00 sıralarında Ankara'ya bir telgraf çekiyor: “Bu sabah, Şehzadebaşı'ndaki Muzıka Karakolu'nu İngilizler basıp oradak...

Kurtuluş Savaşı’nın En Hüzünlü Üç Hikâyesi

Resim
  Nutuk'ta beni en çok etkileyen üç olay... Kurtuluş Savaşı'nı anlatırken çoğu zaman zaferlerden, cephelerden ve büyük askerî başarılardan söz ediyoruz. Oysa Mustafa Kemal Atatürk'ün Nutuk 'unu okurken beni en çok etkileyenler, zaferin kendisinden çok, o zaferin hangi şartlarda kazanıldığını gösteren bazı olaylar oldu. İnsanın okurken boğazını düğümleyen, “Bu memleket nasıl bir bedelle kurtarıldı?” diye düşündüren üç olay... 1. İstanbul'un işgali ve son telgraf... İstanbul işgal edilirken şehirdeki önemli resmî kurumlar birer birer İngilizlerin kontrolüne giriyordu. Ankara Hükûmeti'nin yaşananlardan haber alabilmesi için telgrafhaneler büyük önem taşıyordu. İstanbul Merkez Postanesi'nde görev yapan memurlar, işgal kuvvetlerine rağmen telgraf haberleşmesini sürdürmeye ve Ankara'yı gelişmelerden haberdar etmeye çalışıyorlardı. Sonunda işgal kuvvetleri postaneye de girip telgraf haberleşmesini kesmeye geldi. Ve telgraf başındaki son mesaj... “Kapıları kırdı...

Atatürk'ün az bilinen nadir fotografları

Resim
Reisicumhur Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Atatürk Atatürk ve Zsa Zsa Gabor Selanik Askeri Rüştiyesi'nde dosyasına düşülen not ile: ''Çok zeki, fakat asabi ve fazla samimi olunması imkansız bir genç." (1283) Atatürk'ün, gece yarısından sonra Ankara'nın Tahtakale bölgesinde çıkan yangın yerine gelişi ve alınan önlemleri denetlemesi, yanında bulunan kişi Kılıç Ali, 18 Temmuz 1929. 1936, İstanbul. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Florya'da. 1928, Ankara   Mustafa Kemal Atatürk'ün, Marmara köşkü’nün balkonunda çekilmiş fotoğrafı. (1929) Atatürk'ün çoğu kişisel ve özel koleksiyonlarda az yayımlanmış fotografları. Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı sırasında çekilmiş bir fotoğrafı.   1914, Sofya. Osmanlı ateşesi Yarbay Mustafa Kemal Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin. Delivered by FeedBurner