Kayıtlar

Temmuz, 2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Allahın adamıyık sözünün kaynağı

Resim
 Türk askeri Çanakkale'de dünya ecdadına diz çöktürürken tarihler 1915'i gösteriyordu. Adanalılar savaş esnasında bir bayırda konuşlanarak siperlerine küçük mavi bir plaket takmışlardı. Bu onların düşman askerleri karşısında birbirlerini tanıyıp kamufle olabilmeleri adına dahiyane bir sırdı. Adanalılar akıl almaz bir şekilde gizlenip, usul usul düşman askerlerini öldürüyor, sonrasında da öldürdükleri askerleri onlara nazire yaparmışcasına düşman askerlerine doğru atıyorlardı. Bir süre sonra, yüzlerce askerlerini esrarengiz bir şekilde kaybeden Anzak ve İngilizler, Adanalıların, savaştıkları bayır boyunca siperlerinde mavi plaketin bulunduğu bu askerlerin, olağanüstü şekilde kendi askerlerini öldürerek; kendilerine göz dağı verdiğini fark edınce şok oldular. Hal böyleyken, Adanalı askerlerin bulunduğu sipere yaklaşmaya korkan düşman, " O tarafa sakın gitmeyin, onlar Tanrı'nın adamları " diyerek geri çekilmeye başladılar. O gün 900 küsür Adanalı asker kahramanca şeh

İzmir'in 1900 - 1922 Tarihleri Arası Filme Alınan Görüntüleri

Resim
Yunan Askerlerinin işgali sonucu İzmir Caddelerinde değişen insan profilleri... Görüntüler; ''Smyrna- The Destruction of a Cosmopolitan City 1900-1922'' adlı yabancı belgeselden alınıp renklendirildi. Fon müzik: İzmir Türküleri 1. Bölüm: İzmir Şehri'nin 1900 _ 1922 tarihleri arasında filme alınan görüntüleri - Büyük İzmir Yangını 2. Bölüm: Türk ve Yunan askeri birliklerinin Batı Anadolu'daki hareketliliği. (1919-1922) - Yunan Askerlerinin Anadolu içlerine motorize olarak ilerleyişi. - Yunan Askerlerinin demir yolu hattını patlatması. - Yunan Askerlerinin Sakarya Nehri üzerine kurdukları köprü - Türk Askerlerinin Sakarya Nehri'inden top arabasını geçirmesi -Türk Askerlerinin İzmir'e girişi Video düzenleme ve renklendirme: Akif Tanrıkulu Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin. Delivered by FeedBurner               

Atatürk ve Çocuk Çoban

Resim
  ATATÜRK, Antalya'ya gidiyordu. O sırada İtalyan diktatörü Musolini abuk sabuk nutuklarında, Türkiye'yi de hedef tutuyordu. Yolda mola verildiği bir sırada, uzaktan bir Türkü sesi ATATÜRK'ün ilgisini çekmişti. Etrafı aradılar, Türküyü bir çoban söylüyordu. Çobanı getirmeleri için emir verdi, getirdiler. Çocuk yaşını henüz geçmiş bir genç çoban. ATATÜRK: - Türküyü sen mi söylüyorsun? diye sordu. Çoban: - Evet, deyince: - Sesin çok güzel, okuman da fena değil. Burada da söyle de dinleyelim. Genç çoban nazlanmadan, yadırgamadan başladı: (Demirciler demir döğer tunç olur...) Türkü bitmişti. ATATÜRK ellerini çırptı ve alkışladı ve yüksek sesle: - Biis... biis, diye bağırdı. Genç çoban bundan hiçbir şey anlamamıştı. ATATÜRK izah etti: - Biis demek, beğendik, bir daha söyle, tekrar et demektir. Çoban Türküyü tekrarladı. O zaman ATATÜRK, cebinden bir elli lira çıkardı çobana verdi. Çoban paraya baktı ve memnun bir tavırla: - Biis... biis diye bağırdı. ATATÜRK, bu zeki hareket ve c

ATABARI

Resim
1936 yılında, Artvin oyun ekibinin, Ulu Önder Atatürk’ün isteği ile Balkan Festivaline çağrılmasıyla başlıyor, hikâyemiz. Festivale ilgi büyüktür. Beylerbeyi Sarayı’ndaki salon hınca hınç doludur. O gece Artvin Ekibi gösterisine başladığında Atatürk de piste ilerleyip oyuna girer ve gecenin en coşkulu anları yaşanır… Ekiplere verilen yemekte Atatürk, Artvin ekibine özel beğenileriyle birlikte ikramda bulunur, üçer tane de badem sunar. Artvin ekibi, öylesine gururlanır ki o üç bademi yiyemez, saklar. Artvin’e dönüşte kentin valisine yaşadıkları muhteşem anları anlatırlar ve o üçer bademi valiye teslim ederler. Dilekleri Atatürk’le oynadıkları Artvin barının adının bundan sonra Atabarı olarak sonsuzluğa uzanmasıdır… Ankara’ya çekilen telgrafa Ulu Önder “Uygundur” der… İşte o günden sonra Artvin barı, Atabarı şeklinde anılır... “Bahçesi var bağı var Ayvası var narı var Atamızdan yadigâr Bizde ata barı var...“ Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin. Delivered by

Atatürk ve Türk İstiklal Marşı

Resim
  İstiklal Marşı, 1 Mart / 1921'de Meclisde müzâkkere edilip, zamanın maarif vekili Hamdullah Suphi bey tarafından meclis kürsüsünden tekrar tekrar okunmuş ve ayakta alkışlarla kabul edilmişti. Marşın bestelenmesi için, Ankara'da bir komisyon kurulmuş, bestelenecek mısraları seçilerek ilân edilmişti. Komisyonun çalışmalarını yakından takip eden ATATÜRK, bu seçimi uygun bulmamıştı. İstiklâl Marşının uzun olmasında mutabakatını söyleyerek okunduğu ve çalındığı zaman, herkesin uzun uzun ayakta tutulmamasının elbette doğru olmadığı, ancak Marşın İstiklâl davamızı anlatışı cihetinden, büyük mânası olan, bilhassa şu mısralarının marşdan çıkarılmasının doğru olmadığını söylemiştir. Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklâl ATATÜRK: - Benim bu milletten daima hatırlamasını istediğim vecizeler, işte bunlardır, demiştir. Cumhuriyetin 15. yıl şenlikleri yapılırken, takatsiz yattığı Dolmabahçe Sarayı'nın önüne gelen bir vapur dolusu gençlik, İsti

1930 - 1937 Mustafa Kemal Atatürk

Resim
1930 - 1937 Mustafa Kemal Atatürk Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin. Delivered by FeedBurner               

Kıbrıs Harekâtı

Resim
  20 Tem 1974 – 18 Ağu 1974   Kıbrıs Harekâtının 47. yılı kutlanıyor. Kıbrıs haritasına baktığınızda fark etmiş olmanız muhtemel olan bir çıkıntı var.   İşte onun hikayesi ; Yukarıda gördüğünüz K ıbrıs haritasında, Rum kesimine doğru girmiş bir çıkıntı var.  Fark ettiniz mi? daire içerisinde. Daha yakından bakalım. Burada KKTC'nin akıncılar ilçesini görüyorsunuz.  Burası Kıbrıs Rum kesimi topraklarına doğru 9-10 km boyunca girmiş bir bölge. 1974 Kıbrıs barış harekatı sırasında rum birliklerini ezen  türk ordusunun önünde pek bir engel kalmamıştı. ama artık Nato bizi tehdit ediyor, durmazsak Türkiye'ye müdahale edeceklerinden bahsediliyordu. Zaten biz de alacağımızı almış,   Türkleri rum mezaliminden kurtarmıştık ve bunun üzerine Kıbrıs'taki türk ilerleyişinin durmasına karar verildi. Kıbrıs'taki tüm birliklerimize yerlerinde kalmaları, daha fazla ilerlememeleri emredildi. Lakin bu akıncılar bölgesindeki zırhlı birliklerimizin başındaki albayımız bu emre uymadı, ilerleyi

Devlette hiç para kalmadı

Resim
Mustafa Kemâl Paşa,  3 Ma yıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta,  “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan Hükûmeti’nden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu. Kâzım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan Hükûmeti’ne iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükûmeti arasındaki ilk resmî temastı. Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsî emriyle uzandı. Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta  “…Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz”  diyor ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern  (sarnıç, tanker) petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu.  Aynı