İzmir’de Dinleniriz Paşam!

 

“İzmir’de Dinleniriz Paşam!”


İzmir’in kurtuluşu yalnızca Türk ordusunun kazandığı büyük bir askerî zaferin sonucu değildi. O zaferin arkasında, yıllardır işgal altında yaşayan insanların özlemi, askerlerin fedakârlığı ve İzmir’e bir an önce ulaşma arzusu vardı.

Bununla ilgili anlatılan bir olay, o günlerin ruhunu çok güzel anlatır.



Mustafa Kemal Paşa, İzmir’e doğru ilerleyen birliklerin yorgun olduğunu görünce askerlerin dinlenmesini ister. Fakat askerlerin cevabı kısa ve anlamlıdır:

“İzmir’de dinleniriz Paşam!”

Yorgunluklarına rağmen yollarına devam ederler. Piyadeler ile süvarilerin İzmir’e neredeyse aynı zamanda ulaşması, Celal Nuri Bey’in de dikkatini çeker. Mustafa Kemal Paşa’ya bunun nasıl mümkün olduğunu sorar.

Mustafa Kemal Paşa ise askerlerin bu sözünü anlatır:

“Onlara dinlenmelerini söyledim. ‘İzmir’de dinleniriz Paşam!’ dediler ve koştular.”

Not Adnycl;

Burada özellikle vurgulanması gereken bir nokta var.

Yunan ordusu yenilerek İzmir’e doğru geri çekilirken, geçtiği köy ve yerleşimlerde halka yönelik zulüm, kadınlara yönelik tecavüz ve şiddet haberleri Türk birliklerine ulaşıyordu. Özellikle 8 Eylül’den sonra bu haberler, İzmir’e doğru ilerleyen birliklerin bir an önce şehre ulaşma isteğini daha da artırmıştı.

İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin Bey’in komutasındaki piyadelerin önemli bir bölümünün İzmir ve çevresinden gelen askerler olduğu anlatılır.

Bu askerler için hedef yalnızca düşmandan alınacak bir şehir değildi.

Burası onların memleketiydi.

Yıllardır işgal altında bulunan İzmir’e, ailelerine, evlerine ve hemşehrilerine kavuşmak için ilerliyorlardı.

Bu yüzden yorgunluklarına rağmen durmadıkları, zaman zaman koşar adımlarla İzmir’e doğru ilerledikleri çeşitli hatıratlarda anlatılır.

Onların İzmir’e ulaşma telaşının ardında yalnızca askerî zaferi tamamlamak değil; geri çekilen düşmanın bıraktığı zulme son vermek ve kendi memleketlerine kavuşmak arzusu da vardı.

Belki de bu yüzden o cümle, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ bu kadar anlamlıdır:

“İzmir’de dinleniriz Paşam!”

Çünkü onlar sadece bir şehre doğru ilerlemiyorlardı.

Kendi memleketlerine koşuyorlardı.











Dip Not :

İzmir’e girerken de şehitler verdiler

İzmir’e ulaşmak için koşan bu askerlerin yolu, şehre girdikleri anda da bitmedi.





9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e ilk giren Türk süvari birlikleri Halkapınar’a ulaştığında, Tuzakoğlu Un Fabrikası önünde ateşle karşılaştılar. Fabrikadan açılan ateş sonucunda dört Türk eri şehit düştü.

Bugün o askerlerin şehit düştüğü yerde, Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılmış Dokuz Eylül Şehitler Abidesi bulunuyor. Abidenin üzerinde ise iki kelime yazıyor:

“Vatan ve Namus.”

İzmir’in kurtuluşunu her 9 Eylül’de büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Elbette kutlayacağız.

Ama o gün İzmir’e giren askerlerin yalnızca zafer kazanmadığını, daha İzmir’in sokaklarında ilerlerken şehitler verdiğini de hatırlamak gerekiyor.

Çünkü bazıları İzmir’e koşarak geldi.

Bazıları ise İzmir’de kaldı.

Bugün o dört askerin yattığı Şehitler Abidesi, 9 Eylül’ün sadece bir bayram değil, aynı zamanda ödenmiş ağır bir bedelin hatırası olduğunu sessizce hatırlatıyor.



Adnycl - 03 Eylül 2026 / İzmir

Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin.

Delivered by FeedBurner

http://facebook.com/adnycl.blog          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ün az bilinen nadir fotografları

Mekke Allah'ın evi

Haftanın Günlerinin Kelime Anlamları

Atatürk ve Zsa Zsa Gabor

John Wayne ve Dublörü

FAHRETTİN ALTAY

İzmir kurtuluşu 9 Eylül

İzmir Tarihi Asansör Bilinmeyen Öyküsü

İstanbul'un işgali ve son telgraf