Yahya Kaptan'ın hikâyesi

 2. Yahya Kaptan'ın hikâyesi


Nutuk'ta beni en çok etkileyen ikinci olaylardan biri de Yahya Kaptan'ın öldürülmesidir.

Çünkü bu kez karşımızda düşman ordusu yok.

Karşımızda, işgal altındaki İstanbul'a rağmen Anadolu'daki Millî Mücadele'ye destek veren bir vatansever var.



Yahya Kaptan, Kocaeli bölgesinde Kuva-yı Milliye'nin önemli isimlerinden biriydi. Mustafa Kemal Paşa onu tanıyor, kendisine güveniyor ve özellikle İstanbul'a yakın olan bu bölgede Millî Mücadele'nin güvenliği açısından önemli bir görev üstlenmesini istiyordu.

Yahya Kaptan'ın bulunduğu bölge, İstanbul ile Anadolu arasındaki geçiş yolları açısından da önemliydi.

Fakat bir süre sonra İstanbul'dan onun aleyhinde haberler gelmeye başladı.

Yahya Kaptan'ın eşkıyalık yaptığı, halka zulmettiği, çeşitli suçlara karıştığı yönünde ihbarlar ve şikâyetler ortaya atıldı.

Mustafa Kemal Paşa ise kendisine ulaşan bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını düşünüyor ve olayın araştırılmasını istiyordu.

Çünkü Yahya Kaptan, doğrudan Heyet-i Temsiliye ile bağlantılı bir Kuvâ-yı Milliye kumandanıydı.

Derken İstanbul Hükûmeti tarafından onun üzerine bir müfreze gönderildi.

5/6 Ocak 1920 gecesi İstanbul'dan hareket eden birlik Hereke'ye, oradan da Tavşancıl'a ulaştı.

Mustafa Kemal Paşa durumdan haberdar olduğunda hemen harekete geçti.

7 Ocak'ta İzmit'teki Birinci Fırka Kumandanlığı'na gönderdiği telgrafta Yahya Kaptan'ın “bizim adamımız” olduğunu belirterek, herhangi bir suçu varsa kendilerinin gereğini yapacağını, Yahya Kaptan'ın kuşatılmasına ve tutuklanmasına razı olmadığını bildirdi.

Fakat işler artık Mustafa Kemal Paşa'nın istediği gibi ilerlemiyordu.

Tavşancıl kuşatıldı.

Yahya Kaptan, kardeş kanı dökülmesini istemiyordu.

Sonunda teslim oldu.

Ve ardından öldürüldü.

İstanbul'a gönderilen resmî raporda, Yahya Kaptan'ın çıkan çatışmada öldüğü bildirildi.

Fakat olayın hemen ardından gelen bilgiler bu anlatımla uyuşmuyordu.

İzmit'teki yetkililerden Fevzi Bey, Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği cevapta çatışma olmadığını; Yahya Kaptan'ın teslim olduktan sonra köy dışında kesici bir aletle öldürüldüğünü bildirdi.

Yahya Kaptan'ın ölümünden birkaç gün sonra, eşi Şevket Hanım'ın Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği telgraf ise olayın acısını bambaşka bir yere taşıyor.

Şevket Hanım, kocasının kanuni bir suçu olmadığı hâlde teslim olduktan sonra öldürüldüğünü bildiriyor.

Ve sonunda şöyle diyor:

“İki nefer yetim ile perişan bir halde bulunuyoruz.”

Mustafa Kemal Paşa, Yahya Kaptan'ın ölümünün peşini bırakmadı.

Olayın sorumlularının ortaya çıkarılması için girişimlerde bulundu. Yahya Kaptan'ın ailesiyle de ilgilendi.

Atatürk, yıllar sonra Nutuk'ta bu olaya tam 25 sayfaya yakın bir bölüm ayırdı.

Neden?

Çünkü Yahya Kaptan'ın hikâyesi yalnızca bir Kuvâ-yı Milliye kumandanının öldürülmesi değildi.

Millî Mücadele'nin daha başlangıcında, düşman işgaliyle mücadele eden insanların aynı zamanda içerideki anlaşmazlıklarla, ihbarlarla, siyasi hesaplarla ve birbirine güvenmeyen yapılarla da mücadele etmek zorunda kaldığını gösteriyordu.

Yahya Kaptan öldürüldüğünde henüz Cumhuriyet yoktu.

Henüz zafer yoktu.

Henüz İzmir kurtarılmamıştı.

Ama Anadolu'da bağımsızlık mücadelesi başlamıştı.

Ve o mücadelede, bazen insanı en çok yaralayan kurşun düşmandan gelmiyordu.

Yahya Kaptan'ın hikâyesi, işte bu yüzden Nutuk'un en hüzünlü ve en düşündürücü bölümlerinden biridir.





Adnycl - 03 Eylül 2026 / İzmir

Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin.

Delivered by FeedBurner

http://facebook.com/adnycl.blog          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Atatürk'ün az bilinen nadir fotografları

Mekke Allah'ın evi

Haftanın Günlerinin Kelime Anlamları

Atatürk ve Zsa Zsa Gabor

John Wayne ve Dublörü

FAHRETTİN ALTAY

İzmir kurtuluşu 9 Eylül

İzmir Tarihi Asansör Bilinmeyen Öyküsü

Okursan öğrenirsin

İstanbul'un işgali ve son telgraf