Kayıtlar

Tolstoy İstanbul Yolunda Ölür

Resim
  TOLSTOY Ömrünün son günlerini Istanbulda geçirmek isteyen ve vasiyetinde mezarına haç konulmasını istemeyen, Istanbul'a gelirken Bulgaristan'da bir tren garında ölen Rus edebiyatının dev ismi Tolstoy’un son fotoğrafı ve hayatı sorgulatacak ders niteliğinde 17 sözü: 1. Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar. 2. Hayat ne gideni geri getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın, ya da yaşamadım diye ağlamayacaksın. 3. Bozuk para insanın cebini deler, bozuk insan da kalbini. Bu yüzden harcayın ikisini de gitsin. 4. İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek için ise uyandırmak gerekir. 5. Herkes insanlığın kötüye gittiğini kabul eder ama, hiç kimse kendisinin kötüye gittiğini kabul etmez. Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama, hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez. 6. Varlığı bir şey kazandırmayan insanların, yokluğu hiçbir şey kaybettirmez. 7. Ne diye şeytana

Atatürk ün Hayatta olduğu son bayram

Resim
  1938'in Cumhuriyet Bayram'ı gecesi Dolmabahçe'de hasta yatıyordu... Hayatta olduğu son bayram,  1938'in Cumhuriyet Bayram'ı gecesi Dolmabahçe'de hasta yatıyordu... Oysa Ankara'ya gitmeyi; son kez olsun Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamayı,  yetiştirdiği Türk gençliği ile   gurur duymayı ne kadar çok istemişti...  vedalaşamamanın verdiği derin ızdırapla, belki uykuya daldığı bir anda;   Boğaziçi vapurlarından birini tutan,  Dolmabahçe rıhtımına yanaşıp, kurtarıcılarını görmek isteyen Türk   gençlerinin haykırışlarını duyuverdi.  Kederli gözleri aniden sevinçten parlamıştı.  Hasta yatağından   yavaşça doğrulup, hastalığın da verdiği acı ile kesik kesik konuşarak pencereye gitmek istediğini anlattı.   Kollarına girdiler. Pencere kenarındaki koltuğa oturttular... O an, vapurda bir kıyamettir koptu. Gençler hep bir ağızdan "Dağ başını duman almış..."   marşını söylüyorlardı... Kim bilir bu mazara karşısında ne düşünmüştü... belki 1919'un   19 Mayıs

Marsilya’yı Kuran Foçalılar

Resim
  Marsilya’yı kuranların Foçalılar olduğu, bugün Foça’da yaşayan birçok insanın dahi bilmediği bir gerçek . Foça’da gezerken şehrin merkezinde göreceğiniz Marsilya Meydanı bile şehrin sakinlerinde bir merak uyandırmamış olabilir. Foça’da neden Marsilya adında bir meydan olur ki? diye merak etmemiş veya merak etmesine rağmen cevabını bulamamışlara bu makaleyi okusunlar             İşin bir de Marsilya boyutu var. Örneğin bu sefer de Marsilya’yı gezmek istediğinizde şehrin birçok yerinde Foça adına rastlayacaksınız. Foça adında restoran veya apartlara denk gelmeniz mümkün. Çünkü bu iki şehri bu derece birbirine bağlayan bir hikaye var ve bu hikaye M.Ö. 600’lı yıllarda gerçekleşmiş.             Marius Dubois, hikayeyi şöyle anlatır:[1]             “Bir grup Phokaialı[2] denizci, kaptanları Prontis’in başkanlığında kendilerine yeni bir pazaryeri arayarak seyahat etmekteydi. Bugünkü Marsilya’nın Eski Liman’ı olarak adlandırılan Lacydon Koyu’na yanaştılar. Protis, bölgede yaşayan Liguralılar

Anadolu

Resim
  Anadolu ismi Ana Dolu anlatısından gelmiyor ve okullarda hâlâ bu öğretiliyor. Grekçe güneşin doğduğu topraklar anlamına gelen Anatolia kelimesinin kökeni olan Anatoli= Gün doğumu kelimesinden bozularak elde edilmiş bir kelimedir. Anadolu deyince de tüm ülkeyi düşünmeyin, genel olarak Batı Anadolu hattıydı. Batı Anadolu aslen Küçük Asya olarak nitelendiriliyordu. Şunu da eklemeliyim. Anadolu'nun bilinen en eski ismi Hatti Ülkesidir. Selahattin Aydın Hikayelerden haberdar olmak için e-mail adresinizi girin. Delivered by FeedBurner               

Bir Çift Kırmızı Bale Pabuçu

Resim
Kanuni Sultan Süleyman’ın  tahtta olduğu 1524’de, İtalyanların İstanbul’da düzenlediği bir  bale gösterisinde aralarında Türklerin de olduğu üç yüz kişinin dans etmesi, 1828’de İstanbul’a davet edilen Donizetti’nin saraya Batı müziğinin yanı sıra opera ve baleyi de getirtmesi gibi atılan ilk adımları biliyoruz ama, kurumsal olarak bale sanatının varlığından 1923 yılından sonra söz edebiliriz. Bale pabuçlarının bu sanatta kullanımı da çok eski değildir… 19. yüzyıl sanatçılarından Maria Taglioni’nin “point” denilen bez bale pabuçlarını ilk kullanan olduğu bilinir. Ülkemiz havacılık tarihinde önemli bir yere sahip olan İstanbul’un Yeşilköy semti, bale sanatı konusunda da öncüdür. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, İngiliz Kraliyet Balesi’nin kurucusu Dame Ninette de Valois, Türk balesini kurmak için çağrılır. Hiçbir maddi karşılık talep etmeden gelen Valois, havaalanı yakınında bulunan ve ilk bale okulu olarak ayrılan ‘Pansiyonlu İlkokul’ binasında 6 Ocak 1948’de eğitime başlar. Yeşil

Atatürk Yazı Dizisi 15 - Büyük Dahinin Vefatı

Resim
  Büyük Önder, kurtuluştan sonra memleketi baştan başa dolaşarak halka inkılâpların ve yeni Türk Devleti'nin ideolojisini anlattı. 1934 senesinde Meclis, özel bir kanunla kendisine "ATATÜRK" soyadını verdi. Son senelerinde bitmeyen bir heyecanla Hatay'ın ana vatana ilhakına çalıştı. Kendisinde mevcut karaciğer kifayetsizliği zamanla ağırlaştı; son günlerini hasta ve rahatsız olarak geçirdi. 10 Kasım 1938 perşembe günü saat dokuzu beş geçe Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini kapadı. Ölümü bütün dünyada derin akisler yaptı ve büyük üzüntü yarattı. Atatürk'ün na'şı, tahnit edilerek Dolmabahçe Sarayı salonunda özel bir katafalka yerleştirildi. Türk bayrağına sarılı ve başında silâh arkadaşlarının nöbet tuttuğu mukaddes tabut, üç gün müddetle milletin ziyaretine bırakıldı. Na'şı, bilâhare 20 Kasım'da Ankara'ya getirildi. 21 Kasım'da büyük törenle Etnoğrafya Müzesi'ndeki geçici kabrine kondu. Cenaze töreni

Atatürk Yazı Dizisi 14 - Çağdaş Bir Devletin Temelleri Atılıyor

Resim
  Artık sıra barış görüşmelerine gelmişti. Lozan Barış Konferansı, 20 Kasım 1922 günü toplandı. Aylarca süren, zaman zaman da çok çetinleşen bu görüşmelerde Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti'ni -Mudanya görüşmelerinde olduğu gibi- İsmet (İnönü) Paşa temsil ediyordu. Nihayet 24 Temmuz 1923 günü antlaşma imzalandı. Bu antlaşma ile yeni Türkiye Devleti'nin bağımsızlığı bütün dünyaca onaylanıyor, millî sınırlarımız çiziliyor, ekonomik alanda Osmanlılar devrinden kalma eski pürüzler temizlenerek kapitülâsyonlar kaldırılıyordu. Diplomasi alanında kazanılan bu sonuç gerçekten çok önemliydi. Zira bu antlaşma Atatürk'ün ifadesiyle "Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eden bir vesika" idi. "Bu sebeple Osmanlı devrine ait tarihte benzeri görülmemiş bir siyasî zafer es