Kayıtlar

Peki, siz bir şeyler yapamaz mısınız?

Resim
Köy Enstitüleri için güç bela aldırılmış dört jipten biriyle çok sayıda köyü bizzat gezmesiyle tanınan ismail bey, okulun önünde araçtan iner. Bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaktadır.  Okulun başöğretmeni gelir ve okulu gezdirmeye başlar. İsmail bey , daha yeni inşa edilmiş okulun sınıflarından birinde tavandan damlamakta olan suyu görünce başöğretmene nedenini sorar. Başöğretmen umursamaz bir tavırla; “Birkaç kez Çankırı İl Eğitim Müdürlüğü’ne yazdım ama kimse ilgilenmedi” der... İsmail bey; “Peki, siz bir şeyler yapamaz mısınız?” deyince başöğretmen birdenbire çıkışır: “Ben başöğretmenim, dam aktarıcısı değil!” cevabını verir. İsmail bey bu sözleri duymasıyla bahçeye fırlaması bir olur. İnşaattan kalma bir merdiven bulur. Çatıya tırmanarak kırık kiremitlerin yerini tespit eder ve yenileriyle değiştirir. Bütün bunlar birkaç dakika içinde olup bitmiştir.  Tonguç, aşağı inince başöğretmene dönerek; “Bir daha dam akarsa Çankırı’ya bildirme. Hemen bana haber ver, ben gelir hallederim”

Atatürk'ün Edirne görüntüleri

Resim
 Atatürk'ün Edirne görüntüleri renklendirilmiş   

Atatürk'ün renklendirilmiş görüntüleri

Resim
Atatürk'ün renklendirilmiş görüntüleri  

Atatürk'ün Kars'ı ziyareti - Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa

Resim
Atatürk'ün Kars'ı ziyareti  - 6 Ekim 1924 Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa  

Atatürk, Büyükelçisi Joseph Grew, Afet İnan ve devlet ricali

Resim
 Atatürk, Büyükelçisi Joseph Grew, Afet İnan ve devlet ricali  Atatürk Orman Çiftliğinde

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı

Resim
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı denince akla ilk gelen ögelerden birisi de şüphesiz meşhur 1 Mayıs Marşı.   Başta Cem Karaca olmak üzere onlarca sanatçı tarafından yorumlanan eserin hikayesi ise eser kadar meşhur değil.Bu marşın hikayesini sizler aktarayım. Yıl 1974. Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Bertolt Brecht'in Gorki'nin “Ana” isimli eserinden yararlandığı aynı isimli oyun oynanıyor. Ana oyununun müziklerini Sarper Özsan'ın yapması isteniyor.Diğer sahnelerin şarkı sözleri olmasına rağmen 1 Mayıs 1905 gününün anlatıldığı sahne için Brecht'in söz yazmaması Özsan'ın dikkatini çekiyor. İşçilerin sahneye yürüdüğü o sahne için uygun bir marş bulamayan Sarper Özsan sıfırdan bir marş bestelemeye başlıyor ve efsane eser ortaya çıkıyor. Yazar eseri söyle anlatıyor, "Bazen sözü müziğe, bazen de müziği söze göre düzelttim. Ayrıca 1 Mayıs’ı konu alan bir marşın coşkulu olması gerekiyordu. Kaldı ki, ben çocukluğumdan beri hep coşkulu, heyecanlı bir kişi oldum. Bu benim

İZMİR'DE İLK KURŞUNU KİM ATTI

Resim
  İZMİR'DE İLK KURŞUNU KİM ATTI? Yunanlıların İzmir’e çıktığı gün 15 Mayıs 1919’dur. İttihatçıların birkaç senedir Anadolu Rumlarına karşı yürüttüğü baskı, sürgün ve zulüm politikasını vesile eden Yunanlılar, geride kalanların hayatını emniyet altına almak gerekçesiyle ve İngiltere, Fransa ve Amerika’nın desteğiyle Batı Anadolu’yu işgale girişti. Yunan gemileri sabah erken limana yanaştı. Birlikler peş peşe karaya çıktı. Efzon askerleri tüfek namluları çiçekle süslü halde Konak Meydanı’na doğru ilerlemeye başladılar. Bir yandan bando çalıyordu. Rumlardan tezahürat yapanlar da vardı. Olup biteni seyreden Türklerin kalbi kan ağlıyordu. Tam o sırada civardaki bir binadan atılan silah sesi kargaşayı paniğe çevirmeye yetti. Bayraktar Teğmen Yannis vuruldu. İşgalciler makineliyle karşılık verdi. Çıkan arbedede çoğu Türk yüzlerce kişi öldü. İzmir'de ilk kurşun abidesi GAZETECİ DAYANIŞMASI İlk kurşunu atan senelerce bilinmedi. 1960’lı yıllarda gazeteci Ahmed Emin Yalman ilk kurşunu gaz

23 Nisan İlk meclis..

Resim
  23 nisan İlk meclis.. İstanbul'un 16 Mart'ta işgali üzerine, Heyeti Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920'de yayınladığı genelgeyle ''Ankara'da, olağanüstü yetkili bir meclis''in toplanacağını duyurur. Genelgede, ''ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak önlemleri düşünüp uygulamak üzere ulusça olağanüstü yetki verilecek bir meclisin Ankara'da toplantıya çağrılması ve dağıtılmış olan mebuslardan Ankara'ya gelebileceklerin de bu meclise katılmaları'' istenir. Bu amaçla yapılacak seçimle belirlenen milletvekilleri ile dağıtılan Osmanlı Mebusan Meclisi'nden kaçarak Ankara'ya gelebilenler, ilk Meclis'te yer alabileceklerdi.     Mustafa Kemal; 22 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ''bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat''ın bu Meclis olacağını kaydeder.      MECLİS'İN ADI 

MUSTAFA HESABI ÖDEMEDEN NEREYE GİDİYORSUN ?

Resim
MUSTAFA HESABI ÖDEMEDEN NEREYE GİDİYORSUN ? Ankara’da havanın kapalı olduğu sıkıntılı bir kasım akşamı, Avrupa üzerinde savaş rüzgârları esmekte,   genç Cumhuriyet kalkınma, büyüme ve gelişme çabaları içinde hedefe doğru ilerlemektedir.   Mustafa Kemal hem mahalle hem de okuldan arkadaşı Nuri Conker ile Çankaya’da konuşmaktadır.   Nuri Conker, ölene kadar Atatürk’ün kadim dostu kalmış, albaylıktan emekli ve paşalık dahil hiçbir mevkii   kabul etmemiş gerçek sırdaş ve dosttur. Mustafa Kemal, hasta olduğunu ve artık sonunun geldiğini de sanki hissetmektedir.   Kadim dost Nuri Conker, arkadaşının devlet meseleleri, kişisel sıkıntılar ve hastalığı ile bocaladığını sezer.   Biraz konuları dağıtmak ve havayı değiştirmek ister. Konuşma İstanbul’a ve gençliklerine kadar gelir.   İstanbul özleminden ve arada sırada uğradıkları Tünel’deki Apostol’un yerinden bahsederler.   Gençliklerinde Harbiye ve sonra Akademi’deki günleri anarlar. Sık sık Tünel’e gidip kafa çektikleri,   hatta paraları olmadı

Nazım Hikmet - Orhan Kemal (Mehmet Raşit Öğütçü)

Resim
  Bursa cezaevinde kalıyorlardı... Bir öğle vakti Orhan Kemal ve iki arkadaşı Nazım’ı yemeğe davet ettiler... Yemek maltızda ( Demir ayaklı küçük soba ) pişirilmiş sucuklu yumurtaydı... Yemeği yediler karınlarını doyurdular... Nazım sordu; -”Siz bu yumurtaları ve sucuğu nereden alıyorsunuz?..” -”Hapishanenin bakkalından...” -”Kaç para veriyorsunuz ben de masrafa katılacağım... Bundan sonra size ortak olacağım... Borcumu aybaşında ödeyeceğim...” Orhan ve arkadaşları Nazım’ın bu sıcak girişiminden çok mutlu oldular... Nazım yine sordu; -”Siz nerede kalıyorsunuz?..” -”Aynı koğuşta...” -”Bana ayrı yer ayırmışlar... Yalnızlığı hiç sevmem... İdareden izin alıp ben de sizin koğuşunuza geçeceğim...” Türk şiirinin efsane ismi Nazım Hikmet’le, Türk öykü ve romanının usta ismi Orhan Kemal arasındaki dostluk böyle başladı... Orhan Kemal o yıllarda kendini “şair” sayıyor ve devrimci şiirler yazıyordu... Hapishane arkadaşları günün birinde Nazım’a Orhan’ın şiirlerinden söz ettiler... Nazım; -”Okuyun